Guinness ile İlgili Bilgiler İTÜ Maden Fakültesi Benin Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu

    


:: BENİN CUMHURİYETİ

Başkent: Porto Novo

En Büyük Kenti: Cotonou
Nüfus:
6 769 914
Yüzölçümü:
112 622 kilometrekare
Resmi Dil:
Fransızca
Para Birimi:
Afrika Frankı, CFA (Sekiz Afrika ülkesinin ortak para birimi)
Din:
Animist, Hıristiyan (% 20) ve İslam (% 15)

 
:: COĞRAFİ KONUM

Benin, Nijerya ve Togo arasında yer alır. Kuzeyden Güneye 700 kilometre uzunluğunda, güney kısımlarında batıdan doğuya 120 kilometre, kuzeye kesimlerinde batı-doğu yönündeki uzunluk 200 kilometre’ye kadar çıkar. Esas nüfus yoğunluğu sahil kesimindedir. Türkiye’den Benin’e Paris yolu ile uçarsanız İstanbul-Paris üç saat, Paris-Cotonou ise altı saat sürüyor.

:: İKLİM

Ülkenin güneyinde, Nisan’dan Temmuz ortalarına kadar; Eylül’ün ortasından Kasım sonuna kadar olmak üzere iki yağışlı sezon vardır. Kuzeydeki yağışlı mevsim Haziran’dan ekim ayı başına kadar sürer. Kuzeydeki iklim en yüksek sıcaklığın 46 ºC’ a çıktığı tropikal iklimdir. Güneyde ise sıcaklık 18 ºC ile 35 ºC arasında değişir.

:: TARİH

1600 yıllarında Benin’de pek çok küçük “prenslikler” vardı. 1625 yılında Abomey’deki şeflerden birisi kardeşi ile kavgaya tutuşur ve komşusu olan Dan Krallığını fetheder. Daha sonra burası “Dahomey Krallığı” olarak bilindi. Dahomey Krallığı, kısa bir sürede köle ticareti ile zenginleşti. 1972 yılında ülke devlet başkanı Mahtieu Kérékou’nun önderliğinde köklü değişiklikler yaşadı. İki yıl sonra bu köklü değişimin bir parçası olarak Dahomey Krallığı’nın ismi “Benin” olarak değişti.

:: EKONOMİ

Benin ekonomisi temel olarak “tarıma” dayalıdır. Ülkenin Gayri Safi Milli Hasılasının % 36’sını tarım sektörü karşılar. Palmiye yağı, yer fıstığı, ananas ve kakao ülkenin önemli geçim kaynaklarını oluşturur. Pamuk ihracatından elde edilen gelir, ülkenin tüm ihracat gelirinin dörtte üçünü oluşturur. Yıllık nüfus artışı ise % 3,2’dir.

:: BENİN - TÜRKİYE İLİŞKİLERİ VE GİRİŞ VİZESİ

Benin ile Türkiye arasındaki ilişkiler oldukça yeni ve sınırlıdır. Ancak ticaret hacmi hızla artmaktadır. Çok sayıda Türk firması Benin’e ihracat yapmaktadır. Bunlar arasında Türk Pirelli, Vestel, Goodyear, Beko, Evyap, Kardemir, Yaşar Gıda, Kombassan, Eti Pazarlama, Yılmaz Kablo ve Demes Kablo vardır. Dünya kupasında Türkiye – Kosta Rika futbol müsabakasını Beninli hakem Codijia yönetince Türk halkı ilk kez “Benin”i duymuştu.

3 Mart 2004 tarihinde, Moskova’daki Benin Büyükelçisi Hubert Sylvestre Déguénon himayelerinde çok sayıda yabancı devlet temsilcisi ve iş adamının da katılımı ile İstanbul’da Benin Fahri Başkonsolosluğu’nun resmi açılışı gerçekleşti. Prof. Dr. Orhan Kural Benin Fahri Konsolosu olarak atandı. Böylece iki ülke arasındaki ilişkiler daha da güçlenme aşamasındadır. Böylelikle Benin için gerekli için gerekli vize işlemleri oldukça kolaylaşmıştır. İstanbul’daki Benin Fahri Başkonsolosluğu, Benin ile kültürel ve/veya ticari ilişkiler geliştirilme amacındaki tüm kişi ve kuruluşlara her konuda yardımcı olmaya hazırdır. 2006 yılında Benin’de bir de Türk Koleji açılmıştır.

:: BENİN CUMHURİYETİ’NİN YURTDIŞINDA BULUNAN ELÇİLİK VE KONSOLOSLUKLARI

AVRUPA

Fransa
Rusya Federasyonu
Belçika
İsviçre

Danimarka

Dr. Bouriaminou ADECHOUBOU, Benin Dış İşleri Bakanı Y. Konsolosluğumuzu Ziyaret Etti
Benin Eski Dışişleri Bakanı sevimli H.E. Mariam A. Boni Diallo ile,
( Mayıs 2006)
ASYA Suudi Arabistan
Kuveyt
Birleşik Arap Emirlikleri
AMERİKA ABD (New York, Washington DC)
Küba
AFRİKA Etiyopya
Nijerya
Libya
Nijer
Fildişi Sahilleri
Gabon
Fas
Güney Afrika Cumhuriyeti
Kongo Demokratik Cumhuriyeti

BENİN’DEN BAZI ÖNEMLİ ADRESLER!

 

Hijazi A. FADİ

Directeur

Carre 359 Av. Steinmetz

BP 930 Cotonou – BENİN

 

GSM: 229 979 75 600

Tel: 229 313 798

e-mail: act@serv.eit.bj

(T.C. Fahri Konsolosu, Lübnanlı)

Laurent D: GNACADJA

LGS Invest Sarl

Directeur General

Rue du Capitaine Jean Adjovi, GBeto DOTA

04 BP 0393 Cotonou – BENİN

 

Faks: 229 21 31 71 78

GSM: 229 95 06 10 58

e-mail: laurentgnacadja@yahoo.fr

 

Murat Karadağ

Benin Ufuk Koleji Müdürü

 

e-mail: ufukbenin@gmail.com

 

 

 

 

Prof. Dr. Orhan Kural’ın Ve Sekiz Oldu adlı kitabından alınmıştır.

 

Artık Benin’deyiz

 

Üç kardeş üç krallık kurdu bu topraklarda. Bunlardan en güçlüsü ve hırslısı Dahomey idi. Benin, 1899’da Fransızların egemenliğine geçtiğinde, Dahomey Krallığı 1625’ten beri bu topraklarda hüküm sürüyordu. XVII. ve XVIII. yüzyıllarda halkın çoğu köle olarak toplandığı için buralara “Köle Kıyısı” adı verildi. Fransız Batı Afrikası’nın bir parçası olan Benin, diğer komşu ülkeler gibi 1960 yılında bağımsızlığını kazandı. Benin, Batı Afrika’nın en küçük ülkelerinden biridir. En fazla kullanılan yerel dil “Fon” dilidir.

 

1975 yılında Batı Afrika’nın tek Marksist lideri olan Karekou Mattheur, ülkenin eski ismi olan ve sadece üç krallıktan birinin adını taşımakta olan Dahomey’i değiştirerek bu ufak ülkeye “Benin” dedi. Asker kökenli Karekou Benin’i 40 yıl yönettikten sonra, 2006 yılında ekonomi dalında uzman Yayi Bonni seçimleri kazandı ve devlet başkanı oldu.

 

Benin ekonomisi transit ticaret ve tarım ağırlıklı bir yapı sergiler. Palmiye yağı, pamuk, yerfıstığı ve kahve gibi ürünler yurtdışına satılmakla birlikte, kuraklık yüzünden üretim düzensiz bir yapıya sahiptir. Benin’de ticaret yapan önemli bir “Lübnanlı” grup bulunmakta. Balıkçılık ve kerestecilik gibi alanlar ise gelişme içindedir. 1980 yıllarında ortaya çıkarılan petrol yataklarından elde edilen petrol, Nijerya’nın engeline rağmen bugün ihraç edilmektedir.

 

Benin, genelde “sessiz” kalmayı seven bir ülkedir. Ama bir şey yaparsa “iyi ve sesli” yapmak ister. Güçlü bir krallık bu topraklarda hüküm sürmüştür. Batı Afrika’daki en büyük “köle pazarı” gene Benin’de kurulmuştur. Fetişizm ve Vudu inançlarının bugün en yaygın uygulandığı yer gene bu ülkedir. Benin mutfağı Fransız etkisi ile bölgenin en iyisi olarak şöhret yapmıştır.

 

Ganvie: Yüzen Köy ve Balık Tarlaları

 

Adam başı beş doları saydıktan sonra, motorumuz Ganvie su insanları köyüne doğru hareket ediyor. Yol boyunca Nokove Gölü içine suni olarak dikilen sazlıklarla oluşturulan balık tuzaklarını görüyoruz. Genellikle hanımların kullandıkları rengârenk yelkenler, durgun gölün yüzeyinde güzel bir görüntü oluşturuyor. Ganvie köyünü, Fon ve Dahomey krallıklarının askerlerinin öfkesinden korkan köy halkı “korunma” amacıyla XVII. yüzyılda kurmuş. O dönemde askerler dini nedenlerle suya girmekten kaçınırlarmış.

 

On iki bin nüfusu ile Afrika’nın Venedik’i olarak anılan Ganvie zaman içinde oldukça geniş bir alana yayılmış. Okulu, postahanesi, hastahanesi, marketi ile tam teşekküllü bir köy. Hatta evlerinin etrafında bahçeler bile oluşturmuşlar.

 

Burada kullanılan tek araç “kayık”. Gölün derinliği iki metreyi buluyor. Bir çamaşır leğeni içinde bize yaklaşan sevimli, özürlü, zenci bir kız çocuğu hepimizin ilgisini bir anda üstüne çekti. Hatta köyün ufak otelinde bize birer meşrubat bile ikram ettiler.

 

Sonunda yoğun trafiği ile başkent Cotonou’ya giriyoruz. Benin, “cumhuriyet bayramını” kutladığı için her yer bayraklarla donatılmış. Kentin birçok sokağı elektrik olmadığı için yağ kandilleri ile aydınlatılıyor.

 

 

Cotonou (Kotonu) Bir Ticaret Şehri

 

İki zamanlı motorların kirlettiği Cotonou’nun sokaklarında yarım saat yürürseniz, hava kirliliği nedeniyle başınız ağrıyor. Dantokpa Pazarı ile El Sanatları Merkezi, tüm rehber kitaplar tarafından “gezilmesi gereken yerler” olarak tavsiye ediliyor. Jonquet kıyılarında çok sayıda bar, gece kulübü ve restoran bulacaksınız.

 

Nijerya’da yaşanan ekonomik kriz ve güvensizlikten kaçan binlerce mültecinin Benin’e yerleşmesi, bu başkentin çözülmeyen sorunlarını daha da artırmakta!

 

Benin’de başta inşaat olmak üzere bazı önemli sektörlere Çinliler hakim.

 

Vudu’nun merkezi Quidah (Kuida)

 

Son günümüzün sabahında, suratsız şoförümüzün kullandığı beyaz minibüsün lastikleri dönmeye başlıyor. 1908 yılına dek Benin’in Atlantik kıyısındaki tek limanı olan Quidah’a dek bir saatlik yolumuz var. Bu kasabada yer alan “Kölelerin Yolu” farklı fetiş, heykel ve Vudu figürleri ile bezenmiş. Sayısı 3 milyona ulaşan Afrika yerlisi, dört kilometrelik “Köle” yolundan ayaklarındaki prangalarıyla yürütülüp, buradan Küba, Brezilya, Dominik ve Haiti’ye ölesiye çalıştırılmak üzere gönderilmiş. Sahile, diğer köle ticareti yapılan merkezlerde gördüğümüz gibi bir kale inşa etme ihtiyacını bile görmemişler. Kölelerin gemilere bindirildiği kumsala bugün UNESCO tarafından bir anıt dikilmiş (Zoungbodji Anıtı) ve kapı şeklindeki anıtın üstünde “Dönüşü Olmayan Yol” yazıyor.

 

Quidah, Senegal’deki Gore adası, Gana’daki Almina gibi önemli bir köle ticaret merkezi imiş. Portekiz, İngiliz, Danimarka ve Hollanda kaleleri bu amaçla kurulmuş. Bugün onlardan sadece 1721 yılında inşa edilip 1988 yılında Gülbenkyan vakfınca restore edilen Portekiz kalesi ayakta. İçinde çok sayıda fotoğraf ile köleliğin bazı yüz kızartıcı gerçeklerini yaşamak mümkün. Ünlü kadın savaşçı Amazonlar da meğer Dahomey Krallığı’na bağlı 3 bin kişilik bir kuvvet imiş.

 

Dahomey savaşçıları 21 kadın ve 20 erkek köle karşılığı Avrupalı tacirlerden bir top alıp, bu silahla arazilerini genişletip daha fazla köle topluyormuş. Köleliğe destek olan maddi beklenti karşılığı renkdaşı satan yerli halk “Zumaşı Parkı” ile kendi insanından özür diliyor. Ne de olsa bu sahillerde yakalanan 60 milyon koyu renkli köleden 20 milyonu karşı kıyılara ulaşabilmiş. Gemiye binmeden önce “yeni hayata başlama” ağacının etrafında erkeklere 9 kadınlara ise 7 tur attırılırmış. Sanki o acıları unutmak kolaymış gibi.

 

Bugün aynı bölgede 26 Eylül’de Benin’in tüm ikizleri toplanıp bir şenlik yapıyorlar. İşin ilginç yanı köle pazarının en ve en acımasız Kaptanın ailesi halen Quidah’da koca bir malikânede ikamet ediyor ve bu aile Brezilya’nın da fahri konsolosu! İyi mi?

 

Vuduların kutsal ormanına giriyoruz. Karşımızda koca bir erkeklik uzvu ile bereket tanrısı “Leda”, bugün bir simge olan üzerine çiviler çakılı “Çakatu”, fırtına, şimşek, yağmur ve adalet tanrısı “Çangü”, hala kralın ruhunu taşıdığına inanılan kutsal ağaç “Irona”, tek ayağı ile kötü ruhları kovan “Kumandan Tanrı”, “her gördüğünü öldürme” deyip avcının tüfeğe sarılan “Yılan Tanrı” ve daha niceleri.

 

Yılanlar Tapınağı’nın kapısında bizi gözlerinden korku ve öfke okunan, suratlarındaki 10 yara izi ile kolayca tanınan yılan tarikatına ait gençler karşılıyor. Her kasım ayında mabedin girişinde bir keçi kurban edilirmiş. Bu merasim sırasında kullanılan Hindistancevizi yağının sarı izlerini duvarlarda halen görmek mümkün. Bu mabedin bir odasında kıvrılmış çok sayıda piton yılanı ile dilek mağarasından başka bir şey görmedik. Yılanlar güya gece mabetten ayrılıp, sabah geri dönerlermiş. Oysaki biz hakiki bir Vudu ayini görmek isterdik.

 

Benin nüfusunun %55’inin katıldığı Vudu ayinlerinde tamburun o sihirli ezgileriyle rengârenk kıyafetlerinie bürünmüş inanmışlar transa geçiyorlar.hiç bir yorgunluk hissetmeden dansları saatlerce sürüyor. Ölü evlerine ziyarete gidiliyor. Amaç Tanrıya sevgiyi ispatlamak. Zaten “Vudum”, “ruh” demek.Vudu dini atalarına ve doğaya saygı duyar ve bunu ayinlerle duyurur.

 

Öğleden sonra otelde dinleniyoruz ve Nijerya yolculuğumuzu tartışıyoruz. Hepimizin içini bir korku aldı. Lagos’un sokaklarının cesetlerle dolu olduğu bile söyleniyor. Ya otobüsümüzü durdurup, hepimizi kurşuna dizerlerse! Acaba yüzlerimizi ve ellerimizi siyaha mı boyasak, diyoruz. Niyetimiz doğru Lagos’taki elçiliğimize sığınmak!..

 

Hiçbir şoför bu tehlikeli ülkeye gitmek istemiyor. Bize bir hafta şoförlük eden Luis, “Benim çocuklarım var.” diyerek geri döndü. Gece geç de olsa bizim Frank haber getiriyor. Nihayet bir minibüs bulmuşlar. Sabahleyin nasıl bir minibüs olduğunu anlıyoruz; ama artık çok geç. Genç şoför hayatında Nijerya’ya gitmemiş. Arabada stepne bile yok ve ayrıca bu minibüsün içine bavullarımız ile birlikte zor sığıyoruz. Bu yüzden üç rehberimizden sadece Frank bizimle birlikte Nijerya’ya gelebiliyor.

 

Benin’in Türkiye Temsilcisi Olmak

 

Vallahi “Fahri Konsolos” olmak “profesör” unvanı almaktan çok daha zor. Önce kendinizi o ülkenin hükümetine bir yolla kabul ettireceksiniz veya onlar sizi önceden tanımış olacak. Zaten genelde fahri konsoloslar o ülke ile “ticaret” yapan ünlü işadamları. Soruşturmalar, giden gelen heyetler, karşılıklı yazışmalar, konsolosluk binası seçimi, beklenen buyrultular, tüm bu bürokratik zincir bazen 2-3 yıl sürebilir.

 

Benim gençlik hayallerimden biri de “hariciye” de okuyup günün birinde “elçi” olmaktı. Bir bakıma bu tutkum yerine geldi. Mutluyum. Gerçi Türkiye’de yaşayan Beninli sayısı iki öğrenci ile sınırlı olduğundan (biri de Fas’a gitti.) konsolosluğumuza fazla bir müracaat olmuyor ama “Gana Konsolosluğu” çok faal doğrusu.

 

Görevlerimiz arasında ülkemizi ziyaret eden Benin heyetleri ile ilgilenmek, iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmak, çerçeve anlaşmaları ile askeri, sportif ve kültürel alanlarda işbirliği yapmak, karşılıklı fuarlara katılmak ve turizmi canlandırmak var. Ülkemde bir Türk Koleji açılıyor. Son gidişimde kiralanan binayı gördüm ve çok hoşuma gitti. Hoş ve sempatik bir hanım olan Benin Dışişleri Bakanı ile bir görüşme yaptım. Bana “gri” renkli bir “servis pasaportu” verdiler. Bir “sıfat” bir “unvan” sahibi olarak diplomatik misyonda yer almak dışında tabii bol bol toplantılarda ve kokteyllerde “boy göstermek” de işin cabası.

 

Porto Novo: Benin’in Eski Koloni Başkenti

 

Nijerya sınırına yakın olan 180 bin nüfuslu Porto Novo’da koloni döneminin o esrarlı havasını teneffüs edebilirsiniz. Brezilya stilindeki süslü kiliseye eklemeler yaparak camiye dönüştürmüşler.

Otobüse dönerken Anadolu’daki kahvelere benzeyen bir açık sinemaya göz atıyorum. Sıralara dizilen delikanlılar, yüzlerinde ciddi bir ifade ile bol müzikli ve bol danslı bir Hint filmini video kanalı ile seyrediyorlar.

 

Nijerya sınırında bürokrasi ve rüşvet dorukta. Dört sınır geçtik ve ilk kez Nijerya sınırında işlemler, tüm gayretlerimize rağmen üç saat sürdü. Aynı evrak tam sekiz farklı kişiye imzaya gitti ve geldi.

 

:: BENİN DE TÜRK OKULU İSTİYOR
 
 

     

    

                      

:: BENİN'DEN TİCARETİ ARTIRMA ZİYARETİ
 
:: VOUDOU ÜLKESİ BENİN
 


 
 


 












   
   

 

 

Copyright © 2007 Orhan Kural

e-posta: 
kural@itu.edu.tr